salon maketi yapıyoruz
Aylık Arşivler: Nisan 2011
mimarlar dik durur ! ilginç öyküler | D.Hasol

Geçtiğimiz çarşamba okumaya başlayıp perşembe gününe kadar bir çırpıda bitiriverdiğim Doğan Hasol’un doyumsuz eseri “Mimarlar Dik Durur! İlginç Öyküler” mimarlık ile uzaktan yakından ilgisi olan veya olmayan herkesin okuyabileceği türden bir kitap. Özellikle biz mimarlık öğrencilerinin meslek hayatında karşımıza çıkabilecek kimi zaman komik kimi zamansa baş ağrıtıcı olayların bir ön gösterimi gibi bu kitap.
Kesinlikle alıp okuyun diyeceğim bir kitap, umarım siz de beğenirsiniz.
Size kitaptaki bir öyküyü sunuyorum; daha fazlasını okumak için http://yemkitabevi.com/Urunler/mimarlar-dik-durur-ilginc-oykuler_9789944757492.html adresinden kitabı temin edebilirsiniz.
“SÖZLÜK VE RAKI FİYATI
1976 yılıydı. Ansiklopedik Mimarlık Sözlüğü’nün birinci baskısı çıkmıştı. İlk kitabımın çıkmış olması benim için büyük bir mutluluk kaynağıydı. Sıra, kitabın satış fiyatının belirlenmesine gelmişti. Benim için fiyatın belirlenmesinde tek ölçüt, öğrencilerin alım gücüne uygun olmasıydı. Ancak kanımca maliyet yüksek olmuştu ve bu nedenle 60 liranın altında satılması olanaklı görünmüyordu. Bu fiyat bana pahalı gibi görünüyordu.
Yakınımdaki arkadaşlara danışıp fikir almaya çalışıyordum. O arkadaşlardan biri de daha sonra bir matbaa sahibi olup Çevre dergisini çıkaracak olan Selçuk Batur’du. Selçuk bu fiyatın öğrenciler için de makul olduğunu söylüyordu bana ısrarla… Sonunda dayanamadı: “Yahu” dedi “bu öğrenciler hiç rakı içmiyorlar mı? Söylediğin para, bir şişe rakı parası… Rakıyı alan, mimarlık sözlüğünü de alır.” Bu saptamanın da etkisiyle sözlüğün fiyatı 60 TL oldu. Geçenlerde kitabın 11. baskısını yaptık. Öykü yeniden aklıma geldi. Fiyatları yine kıyasladım; sözlük yaklaşık olarak yine bir şişe rakı parasına satılacaktı… Selçuk’u sevgiyle anıyorum.”
Doğan Hasol,Mimarlar Dik Durur! İlginç Öyküler,Yem Yayın,2.Baskı.Mart 2011
miLas??
![]()
hala sıkıcı ve yapılacak pek bir şey yok.
sağa sola gidilecek bi hava da yok..
en iyisi Türkiye’nin eğlencesinin kalbi [!] Balıkesir’e geri döneyim.
çıkınlar hazırlansın,yolculuk var.
çektiğim fotoğraflar tarzı bir site

aligokten.tumblr.com adresinde Canon1000D dediğim gözüm makinemle çektiğim abidik kubidik fotoğrafları bulma şansınız oldukça yüksek.
hani olur da “ulan bu n’apıyo?” falan dersiniz diye söylüyorum. kötü bi amaca hizmet ettiğimi de nereden çıkardınız?
[dot]
sen mi büyüksün ben mi?

ey kafeterya projesi kisvesiyle benim gecemi zehir eden olgu-durum-eylem!!!
lanetim üzerinden eksilmesin ki şuan tefrişatın halihazırda psikolojimi darmadağın etti. sövgünün alasını hakeden 2.00 numara lenslerim, bi kere de projeyle savaşırken benim yanımda olun ve sizi çıkartmak zorunda kalmayayım!!!
işin garibi yarın 11de sınav var ve ben o sınava çalışmayı bir yana bırakıp -ki dünkü çizikleme’mi okuyanlar hatırlayacaktır, şaka/maka paldır/küldür çalışıyordum- proje tefrişatının peşine düştüm.
aligökten vs proje202|kafeterya
FIGHTING!!!
vizesi gelene | vol.2

şaka maka,paldır küldür çalışıyorum derken kendimden hiç de beklemediğim bir performansla kitaba deftere, notlara motlara boğuldum 3 günde…
metabolizmamın pek de alışık olmadığı bu durum eş dost arasında şaşkınlık yaratırken,bende meydana getirdiği etkiyi transkripte yansıdığında göreceğimi umuyorum..
kısa lafın uzatılmış hali olarak yazdığım yukarıdaki afallamış insan portresini bi tarafa bırakırsak, vizelerin bir an önce bitmesi pek tabii temennim…
[dot]
derslik şarkılar | vol.1 Tempest Sonata

Beethoven\'s Tempest Sonata mvt. 3 — Wilhelm Kempff
XX.YY çalışırken dinlenilesi melodilerden oluşan ilk mini-midi/maxi single’ım uFizy’de…
kimseye etmem şikayet…
uygarlık tarihi’nin ardından tekrar 20.yy’a geri dönüyorum…
yahu arkadaş aradan avrupa mimarisini atlayınca pek bi kopuk oldu bu iş,aradan onu da mı çıkarsam çalışıp? :S
__imhotep ile le corbusier bir gün mısır’da buluşmuşlar,modern bir piramit yapıp tanesi sayıyla 250000 yazıyla ikiyüzellibin kilo çeken taşlardan yine sayıyla 2300000 yazıyla ikimilyonüçyüzbin tanesini ne yapıp edip villa savoye’un içine doldurmuşlar..bunu duyan bizim firenzeli kanka brunelleschi duomo’dan atlamış__
noluyo lan?
kimseye etmem şikayet…
vizesi gelene

vizeler vesilesiyle havaların kapanması açık açık bana ders çalışmamı öğütlüyor, hayatımda bu kadar büyük bir baskı hissetmemiştim.o yağmur balkonun demirine vura vura uyandırmasaydı beni, sanırım daha bir hevesle çalışacaktım ama şimdi üzerimdeki bu gerginlikle pek bir nahoş ve tutuşmuş vaziyetteyim.
vizesi gelene…

